12 Ekim 2009 Pazartesi

Objection Your Honour!


Fatih Terim'i kişilik olarak antipatik bulurum nokta. Bunun ötesi yoktur benim için. İyi teknik direktör mü kötü teknik direktör mü buna işin ehilleri tartışsın. Ama nacizane gözlemim, anadolu takımlarından milli takıma seçtiği oyuncuların, hep milli maç öncesi üç büyüklerle oynanan maçlarda göze batan isimler olduğudur. Yani bence Fatih Terim, üç büyükler dışında diğer takımların maçlarını izlemiyordu, elinde bir kadro stratejisi yoktu. Bunun en büyük ispatı Fenerbahçe'ye iki gol atmasının hemen akabinde milli takıma çağırdığı Turgay Bahadır'ın Avusturya milli takımında oynadığını bilmemesidir. Eğer Terim sezon başı bir araştırma yapmış olsaydı bunu mutlaka bilirdi.
İnanarak riske girese her daim kazanacağı gibi çağdışı bir düşünceye kafayı takmış, kıroluğunu (bu söz hakaret olarak değil tespit olarak söylenmiştir) ve eğitimsizliğini dış görünüşü ve asar keser tavırlarıyla kapattığını zanneden ve genişçe bir kesimce de bu özelliğiyle takdir toplayan (bu ülkede böyle şeyler prim yapıyor) en önemlisi de haspel kader bir yere gelebilmiş gözönündeki çoğu Türk vatandaşı gibi kendisine yöneltilen olumsz eleştirinin hiç bir türlüsüne tahammülü olmayan ve bu nedenle yanlışları üzerinde ısrar eden Fatih Terim devri sonunda kapandı. Hayırlı olsun demekten başka çare yok. Takıldığım tek nokta şu, bir kısım medya ve sokaktaki emekli memur zihniyeti hala bu adamın aldığı maaşın derdindeler. Bir sürü karşılaştırmalar, yok efendim playofflara kalan Bosna'nın teknik adamı Terim'in bir ayda kazandığını anca bir senede kazanıyormuş da, Terim'in maaşı sokakttaki vatandaşın cebinden çıkıyormuş vs. Bir sürü popülizm ve demogoji kokan saçmalıklar.
Birincisi Türkiye Futbol Federasyonu "özerk" bir kuruluş bütçesini FIFA ve UEFA'dan aldığı başarılar ölçüsündeki primlerle ve sponsorlardan gelen gelirle belirliyor. Yani sokaktaki vatandaşa bir yük teşkil etmiyor. Türkiye gibi 70 milyonluk ve spor olarak sadece futbol'un bilindiği bir pazarda da en azından sponsor gelirleri oldukça yüksek oluyor.
İkincisi Terim'in aldıığı maaş aylık 130 bin Euro, yani senelik kabaca 1.5 milyon Euro buna elbette diğer primler vs dahil değil. Kulağa ilk duyulduğunda çok gibi geliyor ama bugün futbol piyasasında dönen paralara bakıldığında bu rakam son derece normal. İsteyen Daum'un, Rijkaard'ın, Denizli'nin hatta biraz alakasız olacak ama Sabri Sarıoğlu'nun aldığı ücretlere baksın sonra Fatih Terim'in aldığına laf etsin. Ayriyeten yeri geldiğinde(mesela İspanya maçı öncesi) "Bir türk dünyaya bedel! Bayramda boğa keseceğiz! İnanın çocuklar!" sloganları atanların, koskoca Türk milli takımı teknik direktörünün maaşını, 4.5 milyonluk ve kişi başına düşen 1.800 dloarlık milli gelirle, Saint Vincent, Grenadinler gibi ülkelerle aynı sınıfta bulunan henüz 20 yıllık maziye sahip Bosna-Hersek'in teknik patronuyla karşılaştırması da ayrı ve çok büyük bir iki yüzlülük.
Federasyon kimi getirirse getirsin bence fark etmez. Wenger'in "milli takımlarda başarılı olmak için iyi bir jenerasyon ve bolca şansa ihtiyaç vardır" sözü, hele ki hiç bir ekol yaratamamış ve en iyi oyuncusu bence gelebileceği en iyi nokta Bayern Leverkusen, Aston Villa, Espanyol ya da Lazio ayarında olabilecek Arda Turan sayılan (Hamit Altıntop varken bu da ayrı bir ayıptır) bir milli takımda kulağa küpe olsun ve medyanın gelen hocayı harcamasına izin verilmesin yeter.

1 yorum:

alanozgur dedi ki...

bravo can yonca bence çok iyi bir yazı fotoyada bayıldım :)) özellikle ardalı son bölümüne de %100 katılıyorm ... 30 dakikalık bir düzeltmeyle hurriyet spor da 1. köşe yazısı olur diyoorrr congrats!!