14 Ocak 2010 Perşembe

Aspava Dürüme 40 TL Vermek


Naklen yayın ihalesi, ben bu satırları yazarken hala devam etmekte. Gönlüm ehven-i şer olarak Digiturk'ten yana. Ama mesele kimin kazanacağından çok, yayın bedeline ödenen rakam. Yıllık 300 milyon doları aşan bir rakamdı en son baktığımda. Bu rakam ne için ödeniyor? Elbette yıllardır rezil bir futbolun sergilendiği Süper Lig maçlarının yayını için değil, digital platform pastasındaki payı korumak(digiturk) ya da pay sahibi olmak(telekom) için. Ülkemdeki spor anlayışının acı bir tablosu, hiç bir şeyin(spor dışındakiler de dahil olmak üzere) futbol kadar değerinin olmaması. Ama sonuçta ödenen para doğrudan futbol klüplerinin cebine gidecek. İhale sonunda ortalama bir anadolu takımının kasasına girecek olan para 20 milyon dolar civarı olacak. 15 milyon Euro'luk bütçesiyle Avrupa Ligi'nin iddialı takımlarından olan Standart Liege baz alındığında muazzam bir rakam bu.
Ama hepimiz biliyoruz ki, ligin kalitesi adına değişen hiç bir şey olmayacak. Çünkü ülkemizde futbol kara paranın en çok döndüğü sektör. Klüplere giren bu para, beş para etmez yerli ve yabancı futbolcular, onların aç gözlü menejerleri ve yöneticiler arasında paylaşılacak. Yani bugün 2.2 milyon Euro alan Nobre emsalleri 4 milyon Euro alacak, Mehmet Topuz'lar 20 milyon Euro'dan satılacak, Figer gibi leş kargalarının komisyonları %20 lerden belki de %50 lere çıkacak.
Olan yine bizlere olacak aylık abonelik fiyatlarımız katlanacak (futbol izlemesek bile, çünkü verilen rakamların sadece futbol abonesi yoluyla mümkün olmadığını NTV'ye çıkan tüm ekonomistler belirtti).
Bu noktadan sonra federasyona büyük görevler düşüyor. Bir kere artık yabancı sınırlaması kalkmalı ve ikisi ilk 11'den olmak üzere 18 kişilik kadroda en az 4 alt yapıdan oyuncu oynatma zorunluluğu getirilmeli. İkincisi ve daha önemlisi klüpler ve yöneticileri sıkı mali denetim altına alınmalı. Gerlir gider tabloları tutmayan vergi borcu olan kulüpler kim olduğuna bakılmadan küme düşürülmeli ve yine bence tüm kulüplere şirket olma zorunluluğu getirilmeli. Bu sayede iş, üç kağıtçı başkanlardan profesyonel yöneticilere bırakılmak zorunda kalınacağı için kalite hele ki bu gelirlerle otomatik olarak yükselir.
Elbette bir noktada taraftara da görev düşüyor. Artık bu ülkede başarının tanımı "şampiyonluk" olarak görülmemeli. İstikrar ve pozitif futbol bireyleri tatmin etmeli, yoksa türk futbolunun içinde bulunduğu bu karanlık kuyudan çıkması imkansız.
Kişisel görüşüm bu dediklerimin hiç birinin gerçekleşmeyecek olması. Çünkü bunu tek sağlayabilecek iradenin de bugünkü koatik anlayışın eseri olduğu, halka spor bilnci aşılamsı gereken belediyelerin trilyonlarca paraya takım kurarak süper lig ve bank asya'da mücadele ettiği bir ortamda böylesi "devrim"ler beklemek saflıktan öteye gitmez.

3 yorum:

istanbullover dedi ki...

futbol olmasa da olur diyodum yazını okuduktan sonra olmaz olsun diyorum :) yazık ya paraya bak.. dijimi iptal mi ettirsem ama yapamam yapamam kabus bu..

salamy dedi ki...

sırf dijini iptsl ederek kurtulumazsın, çukurova grubuna ait neyin varsa hepsine "yayacaklar" bu maliyeti:)

istanbullover dedi ki...

neden baskalarının günahlarının faturaları hep bize kesiliyor demek istemiyorum cunku en azından kendimi kurban yerine koymak istemiyorum