8 Ocak 2009 Perşembe

Engin Ardıç

Engin Ardıç'la siyasi görüşlerim hiç örtüşmese de fikirlerine değer veririm. Entellektüel birikimi sayesinde resmi olmayan tarih ile ilgili çok şey öğrenmişimdir, ayrıca yazılarını okumak ayrı bir keyiftir. Çünkü okurken adamı sıkmaz, bizim gibi sıradan insanların anlayabileceği dilden yazar, çok güzel küfür eder, adamla dalga geçer.
İşte bir okuyucu olarak insanı en çok üzen şey ise, herşeye rağmen okumayı sevdiği yazarın ikiyüzlülüğünü yakalamasıdır. Evet malesef Engin Ardıç ikiyüzlü bir yazardır, bugünkü yazısıyla bu tescillenmiştir.
Bakın ne diyor Sabah'taki yazısında özetle Engin Ardıç; Zamanında SHP, İSKİ marifetiyle büyük vurgun yaptı, bugün görüyoruz ki İzmir'de bazı CHP'li belediye başkanları yolsuzluk suçlamalarıyla göz altına alındı, Çankaya'da durum zaten malum. Tüm yolsuzluğu AKP'nin üzerine yıkan medyanın tezgahı ortada.
Öncelikle daha önce CHP'yi yerden yere vurduğum yazılar arşivde mevcuttur, ve evet CHP'de de hırsızlar mevcuttur, ama Ardıç'ın okuyucuya bilerek söylemediği husus şudur ki; İSKİ olayı dahil Ardıç'ın örnek olarak gösterdiği tüm yolsuzluklar yargıya intikal etmiş ve sorumlular cezalandırılmıştır. Hatta Çankaya'da bizzat CHP kendi belediye başkanı için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Peki AKP'den herhangi bir belediye başkanı yolsuzluktan yargılanmış mıdır (belediyeleri soruşturma izin yetkisinin iç işleri bakanlığında olduğunu hatırlatırım)? Hadi diyelim ki Engin Ardıç yolsuzluk konusunda hassas ama bu hususu gözden kaçırdı, peki Kılıçdaroğlu'nun İ.Melih Gökçeği rezil ettiği tartışmadan sonra ne yazmış Engün Ardıç?
Duello Geyiği (Yazının sonunu aynen aktarıyorum)
On dakika kadar baktım, sıkılıp düğmeye bastım, "zapladım", başka kanala geçtim.İlle çekişme istiyorsam, Dilber HalaTahsin Sütçüoğlu çekişmesini izlerim, o daha keyiflidir.Melih Gökçek doğalgaz sayaçlarını kaça almış, kaça satmış? Ben İstanbul'da oturuyorum, bana ne yahu? Bürokratlar ve bürokrat ruhlular Ankara'yı "dünyanın merkezi" sanmaktan ne zaman vazgeçecekler?
Sayın Ardıç; koskoca Ankara'dan size neyse, İzmir'in küçük bir ilçe belediyesiyle neden ilgilisiniz? Bir şehirde yaşanan yolsuzluğun sizin nezdinizde soygun sayılabilmesi ve ilginizi çekebilmesi için ille de "burjuva ruhu" taşıyan bir şehir mi olması gerekir?Yoksa AKP'li ya da CHP'li olması farkı mı? Soruyorum sizlere bu ikiyüzlülük değildir de nedir?

7 Ocak 2009 Çarşamba

"BOP"paaaaa

Öncelikle İsrail'in vurduğu topraklarda ölen çocuklar için içim parçalanıyor, ama elden de bir şey gelmiyor. Hepimiz ekonomik kriz vs. kendimize dert ediyoruz, ama bu ülkede yaşayan kimse akşam evinde otururken kafama bomba yer miyim korkusuyla yaşamıyor. Bu yüzden bu ülkenin ve onun mimari Atatürk'ün değerini iyi bilmeliyiz.

AKP iktidarının bu ülkede beyinlere kazımak istediği bir başka konuda bürokrasinin işlevsizliği. Elbette her türk vatandaşının bu konuda şikayeti vardır ve düzeltilmesi gereken konular olduğu açıktır, ama AKP'nin bunlardan ziyade devlet kademesinde istediği zihniyetin kök salması için bürokrasiye saldırdığı da su götürmez bir gerçektir.

Bürokrasinin bir ülkede ne denli hayati olduğu geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı. İsrail başbakanı Olmert görev süresi sona ermeden ülkemize geldi ve 5 saati aşkın bir süre Erdoğan'la biraraya geldi. Basın açıklamasında bunun bir veda ziyareti olduğu söylendi, ama aklı başında hiç kimse 5 saat neyin vedası yapıldığını anlayamadı.

İşin iç yüzü, İsrail Filistin'e saldırdığında ortaya çıktı, Olmert bunun için gelmişti. Ne var ki başbakan Erdoğan, saldırı üzerine "İsrail bana yalan söyledi" açıklamasını yaptı. Bunun üzerine İsrailin Ankara büyükelçisi de Olmert'in Erdoğan'a; bu türde bir saldırı yapılacağını ima ettiğini ama elbette açıkça söylemediğini açıkladı.

Ben BOP un eşbaşkanıyım lafının nasıl boş olduğunu bu olay sayesinde bir kez daha gördük, nedense arabulucu olarak Mısır seçildi. Zaten bunun bir kandırmaca, kişisel tatmin (aslında durumu ifade edecek daha ağır bir laf var ya neyse) olduğunu biliyorduk. Ancak burada öne çıkan bir husus daha vardı, o da bürokrasinin devlet yönetimindeki önemi. Bir başbakanın her konuda bilgi sahibi olması beklenemez, ama adam gibi bir ekibinin olması beklenmelidir. Ne var ki bu iktidar her konuda olduğu gibi dışişlerinde de bürokrasiyi yok sayıp, kendi "vasıfsız" adamlarıyla bir şeyler yaptığını sandığı için, her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Öyle ki ülkenin Dışişleri bakanı 42 yaşında bir endüstri mühendisi. Çok merak diyorum kendisi o koltuğa oturmadan önce dış politikayla ilgili kaç kitap okudu. E bakanın böyle olunca, bir de üstüne üstlük ona yol göstermesi gereken bürokratları da dinlemeyip, Zapsu ve benzerlerinin aklına uyarsan, İsrail'in yaptıkları karşısında anca "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" dersin (ayrıca bu lafla işin allahın insafına kaldığını da itiraf edilmiş oldu) , dediğinle de kalırsın. Nur içinde yatsın rahmetli annanem de haksızlıklar karşısında aynı lafı ederdi ama evde oturup örgü örerdi, ülkeyi yönetmek gibi bir düşünce geçirmezdi içinden. Koskaca ülkenin başbakanının ettiği lafa bakar mısınız? Birilerinin ona şunu söylemesi şart; "Sayın başbakan sen bakkal mehmet efendi değilsin, tamam israil'in yaptıkları kabul edilemez bir vahşet ama senin gözetmen gereken dengeler var, tarihten gelen stratejik ortaklıkların var bu lafı ettikten sonra biri çıkıp filistin'i bombalayan israil jetleri neden konya ovası üzerinde eğitim yapıyor o zaman derse ne diyeceksiniz? Eğer ille bunu protesto edecekseniz kullanmanız gereken diplomatik lisan şudur"

"Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" çok takıldım bu lafa, var mıdır dünya üzerinde böyle laflar eden başka bir lider? George W. dahi etmez böyle bir laf. Düşünsenize biri Amerika'yı kandırmış Georgie boy beyanat veriyor; "This is for Iran who denies its mass-destruction missiles! LIAR LIAR YOUR PANTS ON FIRE!" ne kadar absürt değil mi, ama bir o kadar acıklı ki ülkemizde yaşanan bu.

Bu iş Çölaşan alınıncaya kadar devam eder


Sürek avı tüm hızıyla devam ediyor, öyle ki bu ülkede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarının evi dahi aranır oldu. Hayır anlamadığım bir husus var, 80 li yıllarda üniversitede olanlar hep anlatırlar "filancayı solcu bilirdik, meğer devletin adamıymış, ya da bizim bozkurt bilmem kim meğerse sovyet ajanıymış" bu ergenekon ne salakmış kardeşim, adamlar hiç organize olamamış, hep insanların gözüne soka soka muhalefet yapmışlar. Akıllı olsalar mevcut iktidarın içine bir kaç adamını sızdırıp, hükümeti içeriden oymaya çalışmazlar mıydı hiç? Öyle ya soğuk savaştan beri var olan bu yapı nasıl oldu da bunu akıl edemedi hiç acaba? Tarih bu ülkeyle nasıl dalga geçildiğini sonraları yazacak ama iş işten geçmiş olacak. Ama merak etmeyin sizleri İ.Melih Gökçeğin şerefiyle temin ediyorum ki, şu Çölaşan'ı da aldılar mı içeri acayip demokratik bir devlet olacağız! Valla!

5 Ocak 2009 Pazartesi

To whom it may concern ALLAH BELANIZI VERSİN!

Bu lafım, ölen 7 gencin yılbaşını kutladıkları, kadınlı erkekli, içkili parti yaptıkları için ölmeyi hakettiğini düşünler ve bunu dile getiren bir kısım medya kuruluşları içindir. Onlara bir de şu soruyu sormak istiyorum; sizin mantığınızdan hareketle, Konya'da kuran kursu yurdunda gaz patlaması sonucu ölen 18 günahsız kız ne yaptı da ölmeyi haketmiş oldu? Ayrıca ekliyorum, Tanrıdan dileğim bu felaketin bin beterini size yaşatmasıdır, amin.

Suçlusunuz çocuklar, çünkü bu ülkede yaşadınız



Yılbaş sabahı erken kalkıp, her zaman ki gibi internette gazeteleri okurken öğrendim haberi, "flaş" başlıklar altında geçiyordu, sadece "Ankara birlik mahallesinde 7 üniversite öğrencisi doğalgaz sızıntısından öldü" yazıyordu. Eminim o haberi okuyan herkesin içinde "acaba benimde bir tanıdığım o evde mi" diye bir korku düşmüştür, nitekim ben de yılbaşı için erken bir saaat olmasına aldırmayıp çevremde aklıma gelen bir kaç kişiyi aradım.

Öncelikle bu olaydaki bazı faktörler kader olarak açıklanabilir. Bunun başında olayın yeni yıl gecesi meydana gelmiş olması geliyor. Sızıntı başka bir gün olsaydı bugün büyük ihtimalle diğer altı genç yaşıyor olacaktı.

Ama bazı hususlar ve kişiler var ki, isyan etmemek elde değil. Bunların başında Başkent Gaz Genel Müdürü Veysel Tiryaki ve temsil ettiği zihniyet var. Gelin, basın toplantısını "Cuma'ya gideceğim", diyerek bitiren müdürün sözlerini teker teker ele alalım.
- Gençler çıplaktı (Olsa sanane "el"veren demek istiyorum ama zaten böyle bir şey olmadığı açıklandı, dolayısıyla iftira, yanılıyorsam düzeltin ama iftira islamda büyük günah)
- 80 daireli bir apartmanda ihbar olunca 80 daireyi de tek tek dolaşacak mıyız? ( Tabi boşaltacaksın Boy George! O ekiplerin işi ne George Michael?! Faturayı ödemeyi unuttuğumuzda gazı kesmek için "tek tek" kapıya gelmeyi biliyorsunuz ama, değil mi Elton John'cuğum. Burada ağır ihmal var, bu da günah)
- Lütfen bu tartışmayı uzatmayalım. Şirketimizin değeri düşüyor. ( paranın, insan hayatından önce tutulması... hmmm... I smell barbeque)

Bu arkadaş bence hayatı boyunca camiden çıkmasın, ama daha önemlisi bu ülkenin canına okuyan zihniyet burada eleştirilmesi gereken. Sırf kendi adamı diye, vasıfsız, niteliksiz adamların insanların hayatıyla ilgili makamlara getirilmesi. Hatırlayın yine bu zihniyetti, lokomotifin silndirleriyle oynayıp, "hamdolsun hızlı trenimiz var" diyen. Onca profesör ünvanlı insanın "yapmayın bu raylar bu sürati kaldırmaz" dediğinde "statükocu" olarak adlandırılıp kulaklar tıkandı ve bir kaç ay sonra resmi 39, birçoklarına göre 168 kişi hızlı trenin raydan çıkması sonucu can verdi.

Tıpkı tren kazasında olduğu gibi, bu olaydan da sorumlular yırtacak, belki gariban bir kaç işçi okkanın altına gidecek. Çocuklar öldüğüyle kalacak, olay da unutulup gidecek. Peki bu ülkede adam gibi yaşama imkanımız hiç olmayacak mı?

Yanıldım:(


- Oğlum Osman, amcana istiklal marşını tersten söyletiyorum, istediğin ne varsa şimdi söyle!(İçses) Kendimi şerefimle temin ediyorum ki yunan tanrıları şahaneliğinde bir tipim ve aynı mükemmelikte bir gülümsemem var! Yüce rabbimin bana bahşettiği bu lütfu seçim afişlerinde daha çok kullanmalıyım.
-Kaçırır mıyım hiç baba! Emmiiii emmiiii, benim şu Çankaya işi ne olacak bi de bağalım hele, hehe
- Tamam lan tamam halledecez! Lan "kardeşim" güldüğüme bakma, bıraksana lan, bir bağırıcam rezil olacaz elaleme!(İç ses) Ah ulan ah o garibana ananı al git demeyecektim, fena ahını aldık fakirin...
İ. Melih Gökçeğin üzerinin çizildiğini iddaa ettim ve fena halde yanıldım. O yüzden efendi gibi yanıldığımı kabul etmekten başka çarem yok. Yalnız her kendi halinde vatandaş gibi şu sorular aklıma gelmiyor değil;
- İnsan "kardeşim" dediği adamı aday yapmak için neden bu kadar bekletir?
- İnsan altını oyma girişimi belgeli bir adama(bknz.384 milyarlık anket) neden "kardeşim" der?
- Bu iki sorunun cevabı İ.Melih Gökçeğin vakıf olduğu yolsuzluk dosyalarının içinde mi gizlidir?

Yeniden Merhaba

Faranjit adamı öldürmüyor ama süründürüyor. Hayatındaki tüm soğuk algınlıklarını sadece portakal yiyerek atlatan beni, 4 ay sonra ikinci kez antibiyotik kullanmak zorunda bırakan bu illete lanet olsun.