10 Aralık 2009 Perşembe

Tavşan Woods

Bize çok uzak bir spor olan golfün(ki bunu eleştirmek için söylemiyorum bilakis golf manyaklığından uzak bir memlekette yaşamaktan mutluyum) dünya üzerinde ki efsanesi Tiger Woods'un karısının kıskançlık krizi nedeniyle geçirdiği kazanın ardından yediği haltların arkası çorap söküğü gibi geliyor. Şu an itibariyle 7 farklı hatun Woods'la evliyken sexual intercourse yaşadığını basına açıklamış.
Aaa çocuğun tipine bak yahu bunda hiç "fucker face" yok ki, tam bir aile babası diyen bayan okuyucularıma rule numero uno yu hatırlatmak isterim... Para var saadet var:)

Bir İsmo klasiği


Ex damat saatçi Ercan'ın başında olduğu Hürriyet "Sipor"un Beşiktaş muhabiri yüce insan İsmail Er İ.Üzümez'le Krasniç arasında geçen diyaloğu, zamanında şifreli yayınlanan cine5 teki emanuel serilerini çözen bir göz edasıyla çözmüş! buyrun;
BEŞİKTAŞ’ın Şampiyonlar Ligi’nde CSKA Moskova ile oynadığı maçta bir sahne herkesin dikkatini çekti. Rüştü sakatlandığı için oyunun durduğu anda İbrahim Üzülmez ile Milos Krasic, 40 yıllık dost gibi koyu bir sohbete daldı. Ruslar’ın yıldız futbolcusu ile çat pat İngilizce konuştuğunu belirten Beşiktaş kaptanı, aralarında şu diyaloğun geçtiğini söyledi:

Krasic: Kaç yaşındasın?

İ.Üzülmez: 35.

Krasic: Kaç yıldır bu takımdasın?

İ.Üzülmez: 10 yıl arkadaşım.

Krasic: Süper. 4 yıl daha oynarsın.

İ.Üzülmez: Sen neden Avrupa’ya gitmiyorsun. Bu takıma fazlasın.

Krasic: Ben de gitmek istiyorum. Özellikle Liverpool’a gitmek istiyorum. Hocama çok yalvarıyorum ama astronomik bonservis ücreti istiyorlar.

İ.Üzülmez: Biraz dinlen artık. Sahada koşmadık yer bırakmadın. Maçtan sonra mutlaka görüşelim.

Krasic: Tamam.

Ruslar’ın sanıldığı gibi soğuk insanlar olmadığını da anlatan Üzülmez, “Ben böylesine yakın bir futbolcu görmedim. Sanki benim takım arkadaşım. Maç başından sonuna karşı karşıya geldiğimizde hep espriler yaptı. Soyunma odası çıkışında ise formamı istedi. Ardından birbirimizden telefonlarımızı alıp, ayrıldık” diye konuştu.


Yalnız senaryo sağlam çünkü "maçtan sonra mutlaka görüşelim" lafına, fesat ben, naaptılar maçtan sonra diye sormayı düşünürken İsmail Spielberg cevabı sona eklemiş "Forma değiştirdiler". Ama ben yine Ece Vahaboğlu'nu bitiren Okan Bayülgen gibi İsmo'yu bitirmek için Deli İbo'ya şunu sormak isterim. İbo'cuğum please say "sahada koşmadık yer bırakmadın" in english.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Embesiller

Ülkemizde kendi görüşlerinden olmayanlar yasadışı olarak dinlendiğinde rahat, fakat bu dinlemeler protesto edildiğinde bunlardan rahatsız olan bir sivil toplum kuruluşu var. Kendilerini kural tanımaz, ezber bozan ve aykırı bir örgüt olarak gören bu arkadaşların, bugüne kadar ki en kural tanımaz numarası Çankaya köşkünde verilen cumhuriyet balosuna siyah Converse'lerle katılmaktı.
Elbette herkes istediği görüşü sonuna kadar savunabilmeli, buna diyecek bir şey yok ama Genç Siviller adlı bu örgütlenmenin son yaptığı kabul edilebilir gibi değil. Atılan moltof kokteyliyle yakılan İETT otobüsü içerisinde yanan ve 1 ay sonra da vefat eden Serap Eser'in cenazesinde , bir kaaç ay önce G.Doğu'da havan atışıyla öldüğü iddia edilen Ceylan Önkol adına çelenk göndermelerinden bahsediyorum.
Bir kere bu okumuş çocuklar daha bir cenaze töreninin siyasi şova çevrilmemesi gerektiğinden habersizler. İkincisi diyelim ki, burada mesajınız biz terörün her türlüsüne karşıyız olsun, bu mesaj bu şekilde mi verilir. Ben size açık söyleyeyim o cenazeye katılan genç sivrileri bilen ve o çelengin onlar tarafından gönderildiğini bilen herkes şu mesajı almıştır; "türklerden ölen var ama kürtlerden de var".
Genç Sivriler üzerlerine oturdukları organları yeterince abzorbe edebilme kabiliyeti olduğuna inanıyorlarsa, Diyarbakır'da herhangi bir teröristin cenazesinde tanınmış şehitlerimizden biri adına çelenk göndermelerini bekliyorum. Hatta isim de vereyim Dağlıca baskınında şehit olan jandarma er Lokman Eker.

8 Aralık 2009 Salı

Ters Açı

Tüm duygularımı bir kenara bırakarak, kendimi terörist yerine koyuyorum. Beni kurulu düzene göre terörist, yandaşlarıma göre gerilla, özgürlük savaşçısı ya da eylemci yapan nedir? Düzene karşı silahlı başkaldırıda bulunmam. Beni buna iten çeşitli sebepler olabilir. Ama sebepten ziyade amacım önemli olan, o da kurulu düzeni bir şekilde değiştirmek. Peki hedef olarak kimleri alırım o zaman? Belli pozisyondaki isimleri, amacımın önüne taş koyanları, belli başlı kurumları. Şehirlerde yakalanmam kolay olacağı için de dağlarda yaşarım. Şu an ülkemizdeki durum için konuşuyorum, dağ g.doğu'da olsa buralar kürt toprakları diyerek saldırıya geçebilirim, ama bulunduğum yer kürdistanla alakası olmayan karadeniz dağları. Yani amacım saldırı değil, saklanmak. Üzerime operasyon düzenleseler, çatışsam tamam, ya da hedef olarak gördüğüm Türk ordusu subaylarını hazırlıksız yakalayap pusuya düşürsem ve bu yolla örgütümün gücünü ispatlasam ona da tamam, ama saldırdığım zırhsız bir ford transitin içine doluşmuş, karakollarına dönen, en büyüğünün yaşı 24 olan ve ülke yasaları gereği askerlik hizmetini gerçekleştiriyor olan ve benim için en azından o an hiç bir tehlike teşkil etmeyen er rütbesindeki çocuklar. Bu saldırı sonucu üzerime yollanacak bir taburdan askere falan hiç girmiyorum, beni bu saldırıyı yapmaya iten nedir?

Tokat'taki saldırı elinde silah dağa çıkan vasıfsız terörist işi olamaz. Bu saldırı ülkedeki türk-kürt savaşı için patlatılmasını hedeflenen barut fıçısının fitilinin ateşidir. Burada hükümete ve yandaşlarına şu soruyu sormak lazım, ergenekoncu diye o kadar adamı içeri tıktıktınız. Demek ki bu ülkedeki tüm terörist aktiviteler bu insanların işi değilmiş. Peki şimdi bu saldırıyı kimin üzerine yıkacaksınız?

Parlak Buluşlara Devam

Valla bu dediğimi yapan yazılımcı ve ilk kullanan hipermarket zinciri parayla türlü ilişkiye girer! Bir hipermarkette insanı en sinir eden şey nedir? Elbette bitmek bilmeyen ödeme kuyrukları. Peki bunun nedeni ne? Alınan her ürünün teker teker dıt dıt dıt diye barkod okuyucudan geçirilmesi. İnsanın uzaya gidebildiği günümüzde neden birisi her bir kasalara özel barkod okuyucu yerleştirip, alışveriş arabasının üzerindeki ürünleri saniyelik bir işlemle hesap edecek yazılımı üretmez! Ulan benim aklıma geliyor bu nasıl bir endüstri mühendisinin aklına gelmez! Neyse hadi fikri verdim, gidin yapın para mara istemez. Daha öncekiğ başlığımda da dediğim üzere hayır duanız yeterli...

Hayır Duanız Yeter

Dedim ya hem dava dilekçeleri hem de romandan bloga malzeme düşünmeye vakit kalmıyor diye, eksik söyledim. Bilgisayar ekranı belli bir süre sonra adamın gözünün canına okuyor. Halbuki birileri çıkıp, aynı daktilo gibi bir klavye üzerine takılı bir kağıt yapsa, klavyenin üzerinde de tüm office(word,excell vs) aygıtlarının tuşları olsa biz kullanıcılar, ne yazıp çiziyorsak klavye aracılığııyla kağıda geçirsek sonra da bunları usb bağlantısıyla bilgisayara aktarsak. Böylece hem pc ve laptoplarımızı sadece asıl amacına yani porno, yasadışı bahis ve facebook gibi aktivitelere yönelik kullanabilir hem de gözlerimizi rahat ettirebilirdik.

Evreka!

Çok meşgulüm be sınırlı sayıda olan o yüzden de herbiri benim için çok önemli olan okuyucularım. Dava dilekçeleri ve daha önemlisi roman derken, blogda yazacak konulara kafa yoramıyorum:( Bugün mayışmış bir şekilde televizyonu zaplarken, Eurosport'taki pool şampiyonasına takıldım. Sonra neden pool u sevdiğimi anladım. Hava kasvetliyken, yeşil çuhanın rengi ve ortamın sessizliği insana inanılmaz bir dinginlik veriyor. Sanki bir terapi... Bu arada toplara doğru çok afedersiniz domalmış abinin adı Ronnie O'Sulivan. Kendisi bu dalda dünyanın en iyisi. Ferrarisi, Lambo'su ve Aston Martin'i var dersem ne kadar kazandığı konusunda aşağı yukarı bir fikir edinmiş olursunuz sanırım. Hayır bunu adamın kazandığında gözüm olduğundan değil, 3 topta dünyanın en iyilerinden olduğu tüm otoritelerce kabul edilen Semih Saygıner'in ayağını Bilardo Federasyonu başkanı şahsın neden kaydırmak istediği sorusuna üstü kapalı bir yanıt olarak ortaya koyuyorum.